Physical Address

304 North Cardinal St.
Dorchester Center, MA 02124

TOHUMUN SAHİBİ HALKTIR: TARIMDA TEKELLEŞMEYE HAYIR

TOHUMUN SAHİBİ HALKTIR: TARIMDA TEKELLEŞMEYE HAYIR

Tarım bir milletin hem geçmişini hem de geleceğini sırtında taşır. Her karış toprağa atılan tohum, yalnızca bir ürünün değil, bir medeniyetin filizlenmesidir. Ancak son yıllarda Türkiye tarımında yaşanan gelişmeler, bu kadim bağı zayıflatmakta; tarımın ve tohumun asli sahibi olan köylüyü üretimden koparmaktadır.

Bin yıllardır Anadolu coğrafyasında atadan dedeye geçen tohumlar; doğaya, iklime ve yöresel şartlara adapte olmuş, halkın elinde özenle korunmuş, ıslah edilmiş ve yaşatılmıştır. Bu tohumlar sadece bir tarım materyali değil, kültürel mirasımızın da temel taşıdır. Fakat bugün geldiğimiz noktada, tohumlar birkaç çok uluslu şirketin tekelinde, genetik olarak değiştirilmiş ve patentli birer “mülk” haline getirilmiştir.

Tohumda Bağımlılık: Sessiz İşgal
Tarımda küresel tekelin dayattığı hibrit ve GDO’lu tohumlar çiftçiyi her yıl yeniden tohum satın almaya zorlamakta, kendi mahsulünden tohum ayırmasını engellemekte ve bağımsız üretimi imkânsız hale getirmektedir. Üstelik bu tohumlar; sadece özel gübre ve ilaçlarla verim verir hale getirildiği için çiftçiyi kimyasal firmalarına da mahkûm etmektedir. Bu durum, gıda egemenliğimizi doğrudan tehdit etmektedir.

Ata Tohumu: Kendi Kendine Yeten Tarımın Anahtarı
Ata tohumu, herhangi bir kimyasal müdahale olmadan doğaya uyum sağlamış, nesilden nesile aktarılmış doğal tohumdur. Bu tohumlar verim bakımından hibrit tohumlara göre daha az olabilir, fakat hastalıklara karşı dirençlidir, raf ömrü uzundur, kimyasal bağımlılığı yoktur ve en önemlisi: kendi kendini sürdürebilir. İşte bu yüzden ata tohumları bir ülkenin en stratejik zenginliklerinden biridir.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın son yıllarda ata tohumu bankacılığı ve kayıt sistemleri üzerine attığı adımlar yetersiz kalmakta; sahada bu tohumları yaygınlaştırmak, üreticiye doğrudan ulaştırmak ve ticari zincire sokmak konusunda ciddi eksiklikler yaşanmaktadır. Üstelik, birçok üretici hâlâ bu tohumlarla üretim yaparken resmi kayıt sistemine alınmadığı için desteklerden yararlanamamakta, hatta denetim baskısı ile karşı karşıya kalmaktadır.

Ne Yapmalı? İşte Alternatif Bir Tarım Vizyonu:

  1. Ata Tohumu Seferberliği Başlatılmalı:
    Her ilde “Ata Tohumu Enstitüleri” kurularak, yerel çeşitlerin tespiti, çoğaltılması ve üreticiyle buluşturulması sağlanmalı.
  2. Çiftçi Tohum Kooperatifleri Desteklenmeli:
    Tohum üretimi ve değişimi kooperatifler aracılığıyla düzenlenmeli, çiftçiye tohum çoğaltma ruhsatı kolaylaştırılmalı.
  3. Kimyasal Girdiler Yerine Organik ve Biyolojik Girdiler Teşvik Edilmeli:
    Kimyasal gübre ve ilaç bağımlılığı yerine, kompost gübre, yeşil gübreleme, faydalı bakteri ve mantarlarla toprağın direnci artırılmalı.
  4. Tohumda Patent Yasaları Gözden Geçirilmeli:
    Halkın bin yıllık bilgeliğiyle ürettiği tohumlar üzerinde şirketlerin fikri mülkiyet hakkı kurmasının önüne geçilmeli. Tohumun patenti halka aittir.
  5. Yerli Tohum Tarım Desteklerinde Öncelikli Olmalı:
    Devlet destekleri yerli tohum kullanımını zorunlu hale getirmeli; ithal tohum kullanan çiftçiler teşvik kapsamı dışına alınmalı.
  6. Kırsal Eğitim ve Yayım Faaliyetleri Artırılmalı:
    Üretici bilinçlenmeden dönüşüm gerçekleşemez. Tarım danışmanlığı sistemi yenilenmeli, çiftçiye ata tohumu üretim teknikleri uygulamalı olarak öğretilmeli.

Tarım Ekonomisi Milli Ekonomidir
Bir ülkenin toprağı varsa umudu vardır. Tohumu varsa özgürlüğü vardır. Tarımı gelişmemiş, üretimi dışa bağımlı bir ülke ne ekonomik ne de siyasal bağımsızlığını sürdürebilir. Türkiye’nin ivedilikle organik, yerel, halk temelli bir tarım vizyonuna yönelmesi gereklidir. Gıda egemenliği, toprağa sahip çıkmakla, tohumu korumakla ve üreticiyi yeniden baş tacı etmekle mümkündür.

Gelin, üreticinin sesine kulak verelim. Tohumun sahibinin halk olduğunu kabul edelim. Ve hep birlikte bu topraklarda yeniden bereketi yeşertelim.

Newsletter Updates

Enter your email address below and subscribe to our newsletter

Leave a Reply